CAN AĞYEL - KİA TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ
Türkiye Elektrikli Araç Dönüşümünde Hızlı Yol Alıyor
Türkiye’de elektrikli araç pazarının son bir yılda kaydettiği rekor büyümeye dikkat çeken Kia Türkiye Genel Müdürü Can Ağyel, 2024’ün ilk yedi ayında 41 bin 371 olan elektrikli binek araç satışlarının, 2025'in aynı döneminde 102 bin 160 adede ulaşarak iki kattan fazla arttığını söyledi. Bu güçlü ivmeyle elektrikli binek araçların pazar payının yüzde 17,85’e, toplam otomotiv pazarındaki payının ise yüzde 14,27’ye çıktığını vurguladı.
Elektrikli araçlar Türkiye’de nasıl bir ivme kazanıyor? Pazarda son dönemde gözlemlediğiniz en önemli değişim nedir?
Elektrikli araçlara olan ilgi her geçen gün artıyor ve bu eğilim satış rakamlarına net bir şekilde yansıyor. 2024’ün ilk yedi ayında 41 bin 371 adet olan elektrikli binek araç satışları, 2025’in aynı döneminde 102.160 adede ulaşarak iki kattan fazla artış gösterdi. Bu güçlü ivme, elektrikli binek araçların toplam binek pazarındaki payını yüzde 17,85’e, toplam otomotiv pazarındaki payını ise yüzde 14,27’ye taşıdı.
Bugün elektrikli araçlar yalnızca çevreci bir tercih değil; gelişmiş teknolojik donanımları, sessiz sürüş konforu, uzayan menzilleri ve düşük kullanım maliyetleriyle gündelik yaşamın pratik bir parçasına dönüşüyor. Buna karşın, tüketicilerin aklında hâlâ bazı çekinceler bulunuyor. Türkiye genelinde şarj istasyonu sayısı hızla artsa da, altyapıda bazı aksaklıklar dikkat çekiyor: Mobil uygulamada “müsait” görünen bir istasyona varıldığında cihazın çalışmaması gibi durumlar, kullanıcı deneyimini olumsuz etkiliyor. Bu tür altyapı sorunlarının giderilmesi, elektrikli araçların yaygınlaşmasında kritik önem taşıyor.
En sık dile getirilen endişelerden biri olan “menzil kaygısı” ise günden güne azalıyor. Batarya teknolojilerine yapılan yatırımlar ve 600 kilometreyi aşan yeni model menzil değerleri, tüketici güvenini artırıyor. Bununla birlikte, uzun yol kullanımlarında menzil konusu satın alma kararlarını hâlâ etkilemeye devam ediyor.
Gündemdeki bir diğer konu ise ÖTV. Son düzenlemeyle elektrikli otomobillerin ÖTV oranı arttırıldı ve bu değişiklik planlamalarımızı güncellememizi gerektiriyor. Bizse, her koşulda paydaşlarımız ve müşterilerimiz için en yüksek faydayı sağlamaya odaklanmaya devam ediyoruz.
Kia olarak Türkiye pazarında elektrikli araçlara/ sektöre yönelik nasıl bir strateji izliyorsunuz? Kia’nın “Plan S” olarak adlandırdığı elektrikli dönüşüm stratejisinden biraz bahsedebilir misiniz?
2020 yılında duyurduğumuz Plan S stratejimiz kapsamında, 2030 yılına kadar 14 elektrikli araç geliştirme hedefimizi paylaşmıştık. Bu vizyon doğrultusunda, bugüne kadar EV6, EV9 ve son olarak EV3 modellerimizi Avrupa ile eş zamanlı olarak Türkiye’deki otomobil severlerle buluşturduk.
Kia, 2030 yılına kadar küresel çapta 4,3 milyon araç satmayı ve bu satışların yüzde 40’ının elektrikli araçlardan oluşmasını hedefliyor. Kia Türkiye olarak ise 2024 yılında binek araç satışlarımızın yüzde 12,37’sini tam elektrikli modellerimiz oluşturdu. 2025 yılı Temmuz sonu itibarıyla ise toplam satışlarımız içerisindeki elektrikli araç oranı yüzde 40 oldu. Böylelikle Kia’nın küresel hedefini beş yıl öncesinden yakaladık.
Elektrikli araçlara geçiş sürecinde Türkiye pazarını Avrupa ile karşılaştırdığınızda ne gibi farklılıklar ve benzerlikler görüyorsunuz?
Elektrikli araçlara geçiş sürecinde Türkiye ile Avrupa pazarı arasında hem benzerlikler hem de belirgin farklılıklar bulunuyor. Avrupa, özellikle Batı Avrupa ülkeleri, altyapı yatırımları, teşvik mekanizmaları ve regülasyonlar açısından daha olgun bir elektrikli araç ekosistemine sahip. Bu da elektrikli araçların benimsenmesini hızlandıran temel faktörlerden biri. Türkiye ise bu dönüşüm sürecine biraz daha geç adım atmış olsa da, son yıllarda önemli bir ivme yakaladı. Türkiye pazarında tüketici ilgisi oldukça yüksek; özellikle büyük şehirlerde elektrikli araçlara yönelik talebin hızla arttığını gözlemliyoruz. Ayrıca Türk tüketicisinin teknolojik gelişmelere hızlı adapte olması, elektrikli araçların benimsenme sürecinde önemli bir avantaj sağlıyor. Yeni nesil teknolojilere olan ilgi ve dijitalleşmeye açıklık sayesinde, Türkiye pazarı bu dönüşümü çok daha dinamik bir şekilde yaşıyor. Bununla birlikte, şarj altyapısının yaygınlığı, istasyonların erişilebilirliği ve kullanıcı deneyimi gibi konular hâlâ gelişmeye açık alanlar arasında yer alıyor. Avrupa’da ise bu alanlarda daha standartlaşmış ve entegre sistemler mevcut. Öte yandan, her iki pazarda da tüketicilerin en çok odaklandığı konular benzerlik gösteriyor: menzil, şarj süresi, toplam sahip olma maliyeti ve kullanım kolaylığı. Türkiye’deki kullanıcılar da Avrupa’daki tüketiciler gibi teknolojik donanımlara ve sürdürülebilirlik değerine giderek daha fazla önem veriyor. Kia olarak biz de bu geçiş sürecinde Türkiye’nin potansiyeline inanıyor, globaldeki ve Avrupa’daki deneyimimizi Türkiye pazarına uyarlayarak müşterilerimize en iyi çözümleri sunmayı hedefliyoruz.
Kia’nın elektrikli ürün gamında öne çıkan modeller hangileri? Türk tüketicisinin bu modellere ilgisi ne yönde? Özellikle EV3 modeliyle büyük ses getirdiniz. Bu modelin Türkiye’deki kullanıcı geri bildirimleri ve satış performansı nasıl oldu?
Elektrikli araçlarımızın tamamı yoğun bir ilgiyle karşılandı. EV6 ve EV9’un lansman dönemlerinde de çok konuşulduk. Ulusal ve uluslararası arenada ödüllere layık görüldük. 2024 Kasım’da Türkiye’de satışa sunduğumuz Kia EV3 ile menzil konusunda oldukça iddialıyız. EV3’te 604 km’ye varan kombine ve 772 km’ye varan şehir içi menzil sunuyoruz. Bununla birlikte, Kia’nın sürdürülebilirliğe verdiği desteğin en somut göstergesini EV3’te görüyoruz. Okyanuslarda ve nehirlerde biriken plastiği temizlemeye odaklanan sivil toplum kuruluşu The Ocean Cleanup ile yapılan iş birliği kapsamında, Pasifik Okyanusu’ndan toplanan atıklar geri dönüştürülerek EV3’ün iç mekan tasarımında kullanıldı. EV3, toplamda 28,5 kg geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı ile üretimde çevreci yaklaşıma da yeni bir soluk kazandırdı.
EV3’ün sahip olduğu özellikler yalnızca tüketiciler nezdinde değil, global ölçekte de büyük takdir topladı. Otomotiv dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan World Car Awards’ta “Dünyada Yılın Otomobili” seçilen EV3, bu başarısıyla markamız adına gurur verici bir kilometre taşı oldu. Modelin sahip olduğu güçlü nitelikler satış adetlerine de doğrudan yansıdı. Lansman döneminde yoğun bir ilgiyle karşılanan EV3, 2025’in ilk yedi ayında en çok satan dördüncü elektrikli otomobil oldu.
Önümüzdeki yıllarda Kia’nın Türkiye pazarına sunmayı planladığı yeni elektrikli modeller olacak mı?
Elektrikli otomobiller alanındaki öncü rolümüzü koruyarak ve daha da güçlendirerek ilerlemeye devam ediyoruz. EV6, EV9 ve EV3 ile elde ettiğimiz başarıyı, yeni modellerimizle sürdürmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda, önümüzdeki yıl Kia’nın elektrikli ailesinin önemli üyelerinden EV2’yi Türkiye’de satışa sunacağız. Devam eden süreçte ise Kia’nın elektrifikasyon vizyonunu yansıtan EV4, EV5 gibi modelleri ürün gamımıza eklemeyi planlıyoruz. Bu modeller, farklı kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren ve daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefleyen elektrikli mobilite stratejimizin temel yapı taşlarını oluşturuyor. Plan S stratejimiz doğrultusunda, önümüzdeki yıllarda farklı segmentlerde sunacağımız yeni elektrikli modellerle bu alandaki iddiamızı sürdürmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.
Elektrikli araçların satış sonrası hizmetleri konusunda Kia bayileri ve teknik ekipleri nasıl bir hazırlık sürecinden geçti?
Plan S ile başlayan dönüşüm yolculuğumuz, yalnızca elektrikli araçlarda öncülüğü hedeflemekle kalmayıp aynı zamanda kapsamlı bir kurumsal dönüşümü de içeriyor. Bu kapsamda yakın geçmişte logomuzdan showroom tasarımlarımıza ve hatta marka kimliğimize kadar birçok alanda önemli değişimlere imza attık. Bu dönüşüm, teknik kadrolarımızı da kapsayacak şekilde satış sonrası hizmetlerimize yansıyor.
Müşterilerimizin markamızla olan ilişkisi yalnızca satın alma kararında değil, aracın tüm kullanım süreci boyunca devam ediyor. Bu nedenle satış sonrası hizmetler, özellikle elektrikli araçlar özelinde, bizim için stratejik bir öneme sahip. Elektrikli araçlarda benimsediğimiz öncü yaklaşımı servis süreçlerimize de taşıyor, alanında uzmanlaşmış teknik ekiplerimizle müşterilerimize üst düzey bir deneyim sunuyoruz.
Tüm bayilerimizde en az iki adet EV teknisyeni belirledik ve bu teknisyenleri merkez eğitim alanımıza davet ederek elektrikli araçlar konusunda kapsamlı teknik eğitimler verdik. Bununla da yetinmeyip tüm bayilerimizi yerinde ziyaret ederek sadece teknisyenlerin değil, satış ve müşteri ilişkileri ekipleri dahil tüm bayi çalışanlarının katıldığı EV eğitim programları düzenledik.
Elektrikli araçların bakım ve onarımında en yüksek güvenliği sağlamak amacıyla, bayilerimize yüksek voltaja dayanıklı koruyucu ekipmanlar, Kia servis standartlarındaki özel servis aletleri (SST), kurtarma ekipmanları ve 2000 °C’ye kadar dayanıklı yangın battaniyeleri eksiksiz olarak ulaştırıldı.
Ayrıca, sektördeki uzun vadeli teknik personel ihtiyacını daha temelden karşılayabilmek adına, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çeşitli teknik liselerle iş birlikleri kurarak genç yeteneklerin elektrikli araç teknolojilerine daha öğrencilik yıllarından itibaren adapte olmalarını hedefliyoruz.
Türkiye’deki elektrikli araç pazarında rekabetin giderek arttığı bir dönemde Kia olarak sizi farklı kılan temel unsurlar nelerdir?
Modellerimize olan ilgi yalnızca satış adetlerinde değil, kazandığımız prestijli ödüllerde de kendini açıkça gösteriyor. EV9 ve EV3, otomotiv sektörünün en saygın organizasyonlarından biri olan World Car Awards tarafından “Dünyada Yılın Otomobili” ödülüne layık görüldü. Ayrıca EV3, uluslararası arenada kadın otomotiv gazetecilerinin oylarıyla “Dünyada Yılın En İyi Kadın Otomobili” seçilerek bu alandaki başarısını pekiştirdi. Öte yandan EV6 GT, “Dünyada Yılın Performans Otomobili” ödülüyle yüksek performanslı elektrikli araçlar arasında özel bir konumda yer alıyor. Türkiye’de otomotiv dendiğinde akla gelen köklü yapılardan biri olan Anadolu Grubu çatısı altında faaliyet gösteriyoruz. Bu güçlü mirasın sorumluluğunun farkındayız. Müşterilerimize karşı her zaman şeffaf, kurumsal ve memnuniyet odaklı bir anlayışla hareket ediyoruz. Satış ve satış sonrası hizmet süreçlerimizde bu yaklaşımı temel alıyoruz. Bugün itibarıyla 45 satış ve servis noktamızla yaklaşık Türkiye’nin %90’ını kapsayan aygın bir ağa sahibiz.
Müşterilerimizin markamızla olan yolculuğu, sadece bir satın alma kararıyla sınırlı kalmıyor; aracını kullandığı her an devam eden bir ilişkiye dönüşüyor. Bu nedenle, satış öncesinden başlayarak satış sonrasına kadar uzanan tüm temas noktalarında kullanıcı deneyimini en üst düzeye çıkarmak bizim için ayrı bir öncelik taşıyor.
Servislerimiz, elektrikli araçlara kapsamlı hizmet sunabilecek altyapı ve donanıma sahip durumda. Kia’nın tüm satış ve satış sonrası ekipleri, temel elektrikli araç teknolojisine hâkim olmakla birlikte, bayilerimizde görev yapan yüksek voltaj teknisyenleri de yüksek voltaj altında çalışma koşullarını kapsayan eğitimleri başarıyla tamamlayarak sertifikalarını aldı.Ayrıca, sektörün geleceğine katkı sağlamak amacıyla meslek liselerini destekliyor, öğrencilerin stajyerlikten ustalığa uzanan gelişim yolculuklarında yanlarında yer alıyoruz.
Kia olarak, dünyanın çok farklı coğrafyalarında faaliyet göstermemiz ve her ihtiyaca hitap eden geniş ürün gamına sahip olmamız, bu alandaki bilgi birikimimizi önemli ölçüde güçlendiriyor ve bizi pazardaki diğer oyunculardan ayrıştırıyor. Sahip olduğumuz bu global tecrübeyi, Türkiye pazarının ihtiyaçlarını gözeterek yerel stratejilerimize entegre ediyor; müşterilerimize her koşulda en uygun ve sürdürülebilir çözümleri sunmaya odaklanıyoruz.

