Röportajlar

about us

HAYRİYE KARADENİZ - TEKNOLOJİDE KADIN DERNEĞİ YÖNETİM KURULU EŞ BAŞKANI VE KOÇ HOLDİNG BİLGİ TEKNOLOJİLERİ KOORDİNATÖRÜ

Teknolojide Kadınları Güçlendirmek, Geleceği Güçlendirmektir

Tunalar

Teknolojide kadınların görünürlüğünden yapay zekâ çağındaki fırsat eşitliğine kadar kritik başlıkları değerlendiren teknolojide kadın derneği yönetim kurulu eş başkanı ve koç holding bilgi teknolojileri koordinatörü Hayriye Karadeniz, gerçek dönüşümün ancak kültür, eğitim ve iş dünyasının birlikte değişmesiyle mümkün olacağını söylüyor.

Tunalar

Teknolojide Kadın Derneği nasıl bir ihtiyaçtan doğdu? Türkiye’de kadınların teknoloji alanındaki konumunu bugün nasıl değerlendiriyorsunuz?

Teknolojide Kadın Derneği, 31 Ocak 2019’da Zehra Öney öncülüğünde, 75 kurucu kurumsal ve bireysel üyenin desteğiyle hayata geçti. Kuruluş fikri çok somut bir gözlemden doğdu: Teknoloji sektöründe kadınlar hem görünmez hem de birbirinden kopuktu. Konferanslar, paneller ve karar alma mekanizmaları büyük ölçüde erkek seslerinden oluşuyordu. Bu boşluğu doldurabilmek için birlikte hareket etmemiz gerektiğini fark ettik. Bugün 160’tan fazla kurumsal ve bireysel üye, 100’ü aşkın farklı kurumla çalışıyoruz. Üç ana odakta ilerliyoruz: Eğitim, Sürdürülebilirlik ve Araştırma-Ölçümleme. 2019’dan bu yana akademi projelerimizden 25.000’den fazla genç mezun oldu, uzmanlık sertifikalarını aldı ve istihdama katıldı. Tabloya dürüstçe baktığımızda, hem bir devinim hem de süregelen derin eşitsizlikler görüyoruz. TÜİK’in ‘İstatistiklerle Kadın’ çalışması ve güncel teknogirişim verilerine göre; STEM mezunlarının yalnızca %34,2’si kadın. Girişimcilik ekosisteminde ise tablo daha keskin; teknogirişimlerde kadın kurucu ortak oranı %12,9’da kalıyor. Ar-Ge alanında kadın oranı %34,2 iken, bu potansiyelin yönetim kademelerine yansıması hala sınırlı. Üst ve orta düzey yöneticilikte %21,5 olan kadın oranı, BİST 50 şirketlerinin yönetim kurullarına gelindiğinde %18,3’e düşüyor. Sayısal bir kıpırdanma olsa da karar odalarındaki gerçek temsil eşitliğinden ve niteliksel dönüşümden henüz tam anlamıyla söz edemiyoruz.

Kadınların STEM ve teknoloji alanlarına katılımında en büyük kırılma noktaları nerede başlıyor? En kritik bariyer eğitim mi, kültür mü yoksa iş dünyası dinamikleri mi?

Bu soruya “ya biri ya diğeri” diye yanıt vermek mümkün değil; çünkü üç katman birbiriyle beslenen bir döngü oluşturuyor. Ancak en erken ve en kalıcı kırılmanın kültürel kodlamada başladığını görüyoruz. İlkokul çağından itibaren kız çocuklarına “matematik erkek işi” mesajı verilmeye başlanıyor. Bu yalnızca bir algı meselesi değil; doğrudan öz güven ve yetkinlik algısını şekillendiriyor. Teknolojide Kadın Derneği olarak FutureBright iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz “Teknolojide Kız Öğrenciler Yapay Zekâ Farkındalık Araştırması” da bunu çok net ortaya koyuyor: Türkiye’de her 10 kız öğrenciden yalnızca 2’si kendisini teknoloji alanında yeterli görüyor. Bu veri bize şunu söylüyor: Sorun eğitimde başlamıyor, öz güven kırılması eğitimden önce başlıyor. Araştırma aynı zamanda aile etkisi, rol model eksikliği ve toplumsal önyargıların kız çocuklarının teknolojiye yöneliminde belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. İş dünyası dinamikleri ise bu döngüyü pekiştiriyor. Esnek çalışma modellerinin yetersizliği, kariyer ilerlemesinde görünmez bariyerler ve mentorluk ağlarına erişimdeki eşitsizlikler kadınların sistem içinde kalıcılığını zorlaştırıyor. Özetle; kültür özgüveni kırıyor, Eğitim bu kırılmayı telafi edemiyor, iş dünyası eşitsizliği yeniden üretiyor. Bu üç katmanı aynı anda dönüştürmeden, STEM ve teknoloji alanında kadın temsiliyetinde gerçek bir sıçrama yaratmak mümkün değil.

Dernek olarak yürüttüğünüz projeler içinde en fazla etki yaratan çalışmalar hangileri? Özel sektör ve kamu ile nasıl iş birlikleri kuruyorsunuz?

Eğitim odağımızdaki projelerimizin her birinin kendine özgü bir etkisi var; ama bazı rakamlar konuşmaya bırakıyor:

Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi: Binance TR iş birliğiyle Hatay, Gaziantep, İzmir’de fiziksel olarak ve Türkiye’nin farklı illerinden online katılımla yaklaşık 3000 kadına blockchain, kripto varlıklar, yapay zeka ve bulut bilişim eğitimleri verdik. Proje, Stevie Awards ve PSM Awards ile ödüllendirildi. Bu ödüller, Akademi’nin yalnızca bir eğitim programı değil, ölçülebilir bir toplumsal dönüşüm modeli olduğunu tescil etti.

Global Engineer Girls: Limak Vakfı iş birliğiyle globalde ve Türkiye’de 830 genç kadın mühendis adayına sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı liderlik programları sunduk. 2024’te Suudi Arabistan’da 13, 2025’te Suudi Arabistan ve Kuzey Makedonya’da 70 mühendislik öğrencisine ulaşarak program uluslararası boyut kazandı. 2026’da 270 öğrenciyle ‘Fark Yaratan Mühendisler: Kariyer 5.0’ temasıyla devam ediyor.

Teknoloji ve Yetenek Akademisi: 6 Şubat depremlerinin ardından Hatay’da 50 gün kalarak bölgede eğitim programı başlattık. Deprem bölgesinden tüm Türkiye’ye yayılan bu model bugüne kadar 3.016 gence veri analitiği, Python, siber güvenlik, yapay zeka ve vizyon eğitimi ulaştırdı.

Teknolojinin Liderleri: Türkiye’nin lider gençlerini 5 aşamalı sınav ve HR mülakatlarıyla seçtiğimiz bu programda 2026’da 26 destekçi kurumun katkısıyla Makine Öğrenmesi ve Siber Güvenlik alanlarında 55 kadın, 7 erkek öğrenci, şirket mentorlarıyla birebir çalışıyor ve kariyer kapısını aralıyor.

Bugün geldiğimiz noktada, 25 binin üzerinde mezun, %90’a varan istihdam oranı ve güçlü iş birlikleriyle sadece eğitim veren değil, doğrudan istihdama ve dönüşüme katkı sağlayan bir ekosistem inşa ediyoruz. Kamu tarafında ilgili bakanlıklar ve kamu kurumlarıyla stratejik iş birlikleri geliştirirken; özel sektörde Türkiye’nin önde gelen ve alanında lider kurumlarıyla birlikte ölçülebilir etki yaratan projeler hayata geçiriyoruz. Biz iş birliklerini sponsorluk olarak değil, ortak etki üretme modeli olarak konumluyoruz. Çünkü gerçek dönüşüm, ancak kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket ettiği yapılarda mümkün oluyor.

Koç Holding BT Koordinatörü olarak büyük ölçekli bir organizasyonda dijital dönüşümü yönetirken öncelikleriniz neler? ‘Türkiye’nin Değer Yaratan 50 CTO’su’ arasında yer almanız ne ifade ediyor?

Koç Holding gibi çok şirketli ve çok sektörlü bir yapıda dijital dönüşüm, teknoloji yatırımı yapmakla başlıyor ama orada bitmiyor. İlk önceliğim teknolojiyi iş stratejisiyle gerçek anlamda entegre etmek: Teknoloji ekibiyle iş birimleri arasındaki dili, kültürü ve hedef uyumunu sürekli beslemek, bunlar olmadan en gelişmiş sistem de kâğıt üzerinde kalıyor.

İkinci önceliğim insan ve zihniyet dönüşümü. Dijital altyapı kurmak, çoğu zaman insan kapasitesini dönüştürmekten çok daha kolay. Değişim yönetimine ve yetkinlik gelişimine gereken yatırımı yapmak, sürdürülebilir dönüşümün ön koşulu. Üçüncü önceliğim ise veriyi hem verimlilik hem de fırsat eşitliği için kullanmak; algoritmalarımızın, süreçlerimizin kimi dışladığını görmek ve bunu düzeltmek.

‘50 Değer Yaratan CTO’ listesine girmek için elbette güzel ama benim için asıl önemli olan bu tanımlamanın içeriği. Bugünün teknoloji liderinin yalnızca teknik mükemmeliyete sahip olması yetmiyor; stratejik ortaklık, organizasyonel liderlik ve toplumsal etki boyutlarını bir arada taşıması gerekiyor. Veriyi yalnızca verimlilik için değil, daha adil bir çalışma ortamı yaratmak için kullanan; teknolojiyi hem ticari hem de insani değer üretmenin aracına dönüştüren liderler gerçek fark yaratıyor.

Önümüzdeki 5-10 yılda Türkiye’de teknoloji alanında kadınların rolü nasıl değişecek? Sıfırdan başlasaydınız ilk hangi adımı atardınız?

Hem iyimser hem de gerçekçi bir tablo görüyorum. İyimserim; çünkü yapay zekâ, veri bilimi ve siber güvenlik gibi alanlarda Türkiye’den dünya sahnesine çıkan genç kadın profesyonellerin sayısı her geçen yıl artıyor. Araştırma projemizde Halkbank desteği ve Future Bright iş birliğiyle yürüttüğümüz ‘Kız Öğrenciler ve Yapay Zekâ Farkındalık Araştırması’, genç kızların teknoloji ve yapay zekâya ilgisinin ve kariyer eğilimlerinin güçlendiğini ortaya koydu. Bu umut verici. Öte yandan temkinliyim. Yapay zekânın yarattığı otomasyon dalgası yeni risk taşıyor: TÜİK’e göre internet kullanıcılarının yalnızca %18,8’i yapay zekâ kullanıyor ve dijital eşitsizlik kadın-erkek arasında hâlâ çok derin. Eğer bu dönüşümün fırsatlarına kadınlar eşit ölçüde erişemezse, bugünkü eşitsizlikleri değil 10 katını konuşuyor olabiliriz.

Sıfırdan başlasaydım atacağım ilk adım ortaokul düzeyinde yapılandırılmış müdahale olurdu: Kız çocuklarının ilgisini gerçekten çekecek biçimde tasarlanmış, öğretmenler ve ailelerle birlikte yürüyen teknoloji programları. Bunu zaten Teknoloji ve Yetenek Akademisi ve Global Engineer Girls ile yapıyoruz; ama ölçeği tüm Türkiye’ye yayabilmek için kamu politikasının arkasında durması şart. Tohumları erken ekmezseniz, sonraki her katmanda katbekat enerji harcıyorsunuz.

Gündeminiz doğrultusunda eklemek istedikleriniz…

Teknoloji sektöründe cinsiyet eşitliği, bir “kadın meselesi” değil; doğrudan sektörün kalitesi ve geleceğiyle ilgili bir mesele. Çeşitlilikten yoksun ekipler, doğal olarak sınırlı bakış açılarıyla ürünler geliştiriyor. Bu da kimi zaman nüfusun yarısının ihtiyaçlarını göz ardı eden, kimi zaman da farkında olmadan önyargı üreten sistemlere yol açıyor. Bu konuyu yalnızca etik bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik akıl olarak da ele almak gerekiyor. Çünkü teknoloji, ancak farklı bakış açılarıyla gerçek değer üretir. Toplumda teknolojinin yaşamı iyileştiren bir araç olarak görülme potansiyeli çok yüksek; bu potansiyelin hayata geçmesi ise ancak farklı zihinlerin ve deneyimlerin bir araya gelmesiyle mümkün. Sürdürülebilirlik odağında ise “Tarımda, Suda ve Enerjide İnovatif Çözümler” yarışmalarımızla somut etki yaratmaya devam ediyoruz. Bu modelin en güçlü çıktılarından biri olan bir girişimimiz, yarışma sonrası aldığı yatırım ile küresel pazara açılarak önemli bir başarı hikâyesine dönüştü. Bu yaklaşımı yaygınlaştırmak; teknoloji ve sürdürülebilirliği kadın bakışıyla buluşturarak daha üretken ve kapsayıcı bir ekosistem oluşturmak en temel hedeflerimizden biri.

Bugün en çok umut veren şey ise gençlerin bu dönüşüme sahip çıkması. Genç ve dinamik toplulukların bu alana gösterdiği ilgi, geleceğin teknoloji liderlerinin çok daha kapsayıcı bir dünyayı inşa edeceğinin en güçlü göstergesi. Tunalar Topluluğu gibi genç ve dinamik yapıların bu konuya ilgi göstermesi bizi gerçekten umutlandırıyor. Geleceğin teknoloji liderlerinin bu topluluklardan çıkacağına yürekten inanıyorum. Sorularınız için teşekkür ederim.

En son haberlerimizi almak için kaydolun

“İnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyimini geliştirebilmek için internet sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Tarayıcınızdan çerez ayarlarını değiştirmediğiniz sürece, “katılıyorum”’a tıklamanız gerekmekte veya internet sitemizi kullanmaya devam etmeniz halinde çerez kullanımını kabul etmiş olmaktasınız. Çerezler hakkında detaylı bilgi almak için İnternet Sitesi Çerez Politikası’nı incelemenizi rica ederiz.” Daha Fazla Bilgi

Tamam